Yandex

Genç Yaşta Kalp Krizi

Sevgili Dostlar,

Son birkaç yıldır, özellikle genç yaşta kalp krizi ve benzeri kalp veya damar hastalığı sonucu ani ölüm olaylarının sayısındaki artış hepimizi rahatsız edecek düzeye varınca,haklı olarak dergimizin yayın kurulu, bu sayıda bu konu üzerine bir şeyler yazmamı arzuladı.

Özellikle son bir ayda basını meşgul eden medyatik bazı dostlarımızın ardı ardına ani ölümü, Türkiye'nin dikkatini genç yaşta kalp hastalıklarına yöneltti. Toplumumuzda yaygın ama yanlış bir inanışla kalp hastalıkları hep ileri yaşla beraber anılmaktaydı. Oysa modern ve sanayileşen toplumun getirilerinden olan yanlış beslenme ve yoğun stres altında çalışma, kalp hastalıklarını hızla erken yaşlara çekiverdi.

Aslında kalp hastalıkları açısından hiç de küçümsenmeyecek bir sayıya ve yüzdeye sahip olan Türkiye'de yıllarca "Bana bir şey olmaz" inanışı içinde kulak arkası yapılan sağlık kontrollü yaşam, sanırım yavaş yavaş, yaşamımızın olmazsa olmaz kurallarından biri olacaktır. Zaten doğrusuda budur.

Amerika Birleşik Devletlerinde kişilerin sözleşmelerinin devam etmesi için zorunlu olan yıllık olağan sağlık kontrolü, artık Türkiye'de de yerleşmeye başladı. Bunu ardı ardına açılan chech up merkezlerinden anlamak mümkün.

Evet, Türkiye'de ve dünyada erkekler için birinci sırada ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarına sahip nüfus Türkiye için yaklaşık 2-2.5 milyon olarak tahmin ediliyor. Kalp hastalıklarından ölenlerin sayısı da yaklaşık 200.000 civarında. Yine yapılan araştırmalara göre Türkiye'de erkeklerde ölümlerin yarısından kalp ve damar hastalıkları sorumlu. Kadınlarda ise bu oran %30 'lar civarında. Kadınlarda dikkat çeken bir özellikte menopoz sonrası bu oranın giderek yükselmesi.

Yine son dönemlerde moda olan "Sağlık için spor yapmalı" düşüncesi, yanlış ve bilinçsiz yapılan spor nedeniyle insanlarımız için faydalı olmaktan çok zararlı olmaya başladı. Hiçbir kontrolden geçmeden yapılan maksimum spor anlayışının getirisi kaçınılmaz olarak ani ölümlere kadar ulaşıyor.

Şimdi isterseniz yavaş yavaş kalp hastalıklarının nedenlerine göz atalım.

Yanlış Beslenme

Kalp hastalıklarının temel nedeni olarak ele alınmalıdır. Ülkemiz için dikkat çeken bir araştırmaya göre kalp krizinden ölümlerin en çok görüldüğü bölge Karadeniz, en az görüldüğü bölge ise Akdeniz Bölgesi 'dir. Bize göre burada esas neden beslenme tarzıyla ilgili. Tereyağı gibi hayvansal ve katı yağların ve bu yağlarla yapılan kızartma et ürünlerinin en çok tüketildiği bölge olan Karadeniz'e karşı, zeytinyağı ve sebze ürünlerinin en çok tüketildiği Akdeniz.

Diğer açıdan, rafine ürünlerin en çok tüketildiği sanayileşmiş ülkelerde hızla arttığı saptanan kalp hastalıkları. Bütün bu veriler kötü beslenmenin kalp hastalıklarının temel nedenlerinden biri olduğunu ispatlıyor.

Genetik Özellikler

Birinci derecede akrabalar arasında erkekler için 55, kadınlar için 65 yaşın altında kalp hastalığına yakalanmış kişiler genetik olarak kalp ve damar hastalığına yatkın olarak kabul ediliyor. Bununla birlikte ailede genetik olarak hiper kolesterolemi, hipertansiyon mevcutsa bu kişilerin çok genç yaştan itibaren kalp ve damar hastalıkları açısından düzenli kontrolleri gerekiyor.

Sigara

Artık zararlı olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğu sigaranın, kalp krizinden ölüm riskini 3 kat arttırdığı biliniyor.

Aşırı Yorgunluk ve Stres

Yoğun stres altında çalışan veya çok yoğun spor yapan kişilerde magnezyum iyonunda azalma oluyor. Kalp kasının çalışmasında çok önemli role sahip olan magnezyumun azlığı, aşırı yada bilinçsiz spor yapanlarda görülen kalp krizine bağlı ani ölümlerin en büyük nedenlerinden biridir.

Bu nedenlerden sonra, genç yaşlarda ölümün çok görülmesine de bir açıklama yapmak durumundayız. Türkiye'de yanlış beslenme sonucu, yaklaşık 20-25 yaşlarında başladığı kabul edilen damar sertliği dediğimiz, damarların iç duvarında biriken yağların oluşturduğu aterom plaklarının damarı daraltması, o damarın beslediği bölgeye giden kan akımının azalmasına neden olmaktadır. Vücut, temel özelliği olan savunma mekanizması içinde, yavaş yavaş yıllara yayılan bir şekilde, daralan bu damarlara karşı doğal by-pass dediğimiz yan damarlar geliştiriyor. Bu damarlar ancak 50 'li yaşlardan sonra gelişebiliyor. İleri yaşlarda zaten % 50 'lerin üzerinde daralmış olan damarlara karşı gelişen bu yan damarlar, ana damar tıkandığında, ilgili bölgeye asgari oranda kan gitmesini sağlayarak, kişinin hayatını kurtarıyor. Oysa, genç yaşlarda bu damarlar henüz gelişmediğinden, üstelik genç yaşlarda damar içindeki bu plaklar daha kolay yırtıldığından, esas damar tıkanınca ilgili alana kan akımı tamamen kesildiği için ani ölümlerle sıklıkla karşılaşılıyor.

O halde şöyle bir toplam yapacak olursak, ailesinde erken yaşta kalp hastalığına yakalanan kişiler olan genetik yönden kalp hastalığına yatkın kişiler, kötü beslenme sonucu oluşan yüksek kolesterol seviyesinin yanı sıra yoğun stres altında çalışıp, sigara içmeye devam ederse, bir de bunların üzerine hiçbir kontrolden geçmeden veya yapılan kontrol sonuçlarına aldırmadan sağlık için(!) yoğun spor yapmaya başlarsa, kalp hastalığına bağlı ölüme davetiye çıkarmış olmaz mı? Ne dersiniz?

Kalp krizi riskine karşı ne yapalım sorusuna geçmeden önce, kalp krizi öncesi görülen uyarıları da belirtmek istiyorum.

İşte alarm belirtileri:

  • Ara ara gelen göğüs ağrıları
  • Aşırı stresle veya yorgunlukla göğüs ağrılarının süresinin uzaması
  • Göğüste basınç ve sıkıntı hissinin oluşması
  • Göğüs ağrısının sırta ve sol kola doğru yayılması
  • Eforla ve yoğun stresle oluşan çarpıntı, terleme, halsizlik ve baş dönmesi gibi yakınmalar.

Mutlak ki; bu belirtilerle kalp krizinin olduğunun veya olacağının kesinliği söz konusu değildir. Ancak, söylemek istediğim bu belirtilerden bir veya birkaçını gözlemliyorsanız, en kısa sürede bir dahiliye, hatta kardiyoloji uzmanına görünmeniz gereklidir.

Şimdi isterseniz kalbimizi koruma şartlarına bir göz atalım.

Aşırı stres ve aşırı yorgunluktan kaçınmak zorundayız. Kilomuzu ayarlayacağız. Fazla kiloya sahipsek bunu vermek için çok ağır diyetlerden kaçınacağız. Bilmeliyiz ki ideal kilo vermek haftada 1 kg. şeklinde olmalıdır.

Günlük çalışma tempomuz içinde, kendimize dinlenebilecek zamanlar yaratmalıyız. Örnek olarak öğle saatlerinde yatmak için değil, dinlenmek için kendimize 30 dakika ayırabiliriz. Günde 3 öğün yemek yemeye dikkat edeceğiz.

Uykumuza dikkat edeceğiz. Her gün en az 6 saat uyumalıyız. Aşırı sıcaklarda ve aşırı soğuklarda çok yoğun programlardan kaçınıp, ağır yemekler yemeyeceğiz.

Ailemizde veya kendimizde yüksek tansiyon hastası varsa kendimizi düzenli kontrol ettirip, tansiyonu ideal sınırlarda tutacağız.

Kolesterolümüzü ölçtürüp, total kolesterolün 150 civarında olmasına dikkat edeceğiz. Ailede kalp hastalığı varsa, erkekler için 150 'nin, kadınlar için 180 'nin üzerine çıkmasına izin vermeyeceğiz. Eğer diyetle kolesterol düşmüyorsa statin grubu ilaçlarla kolesterolümüzü ideal düzeylerde tutacağız.Sigara içiyorsak derhal bırakacağız. Özellikle sigara kullanımının yoğun olduğu kapalı yerlerde gerekirse çevremizi uyaracağız.

Şeker hastalığımız mevcutsa yada ailede şeker hastalığı varsa genç yaşlardan itibaren şekerimizi düzenli aralıklarla kontrol ettirip, gerekli önlemleri alacağız.

Kadınlar doğum kontrol hapı kullanıyor ve sigara içiyorsa çok daha fazla risk altında olduklarını bilmelidirler. Spor yapmak sağlıklı olmak için gereklidir. Ancak spor yaparken;

  • Uzun zaman spor yapmamışsak birdenbire ağır sporlara başlayıp kendimizi zorlamamalıyız.
  • Sporu sağlık için yapmalı, asla kendimizle yarışmamalıyız.
  • Spor yaparken aşırı hırslanmaktan ve stresten kaçınmalıyız.
  • Sporu aşırı sıcaklarda ve yemek sonrası yapmamalıyız.
  • Unutmayalım ki, her gün sabah ve akşam kendimizle yarışmadan yapacağımız 30-60 dakikalık düzenli ve tempolu yürüyüşler 40-50 yaş sonrası için ideal spordur.
  • Eğer spor yapacaksak, mutlaka düzenli sağlık kontrolünden geçmeli ve doktorumuzun dediklerine dikkat etmeliyiz.
  • Son olarak eforlu EKG dediğimiz testin %80 oranında doğru sonuç verdiğini belirtip, bu test sonuçları negatif bile olsa yukarıda bahsettiklerime dikkat etmenizi sağlık veririm.

Hepimize sağlık dolu güzel günler, haftalar.