Yandex

Kalın Bağırsak Kanamaları

Sevgili dostlar,

Bugün sizlere toplumda sıklıkla karşılaştığımız bir bulgudan, makattan kanamalardan bahsediyoruz. Bu kanama nedenleri çok farklı olmakla beraber, kalın bağırsak kanaması ile ilişkilendirilen halkın en korktuğu, buna karşın neden olarak 3. sırada gördüğümüz kolon kanserlerinden biraz bilgi aktarmak istiyorum.

Kolon diye adlandırdığımız kalın barsak, yaklaşık 1,5 -2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince barsaktan sonra gelen kısmıdır. Alt GİS kanamaları ise ince barsak ile kalın barsaktan kaynaklanan kanamalardır ve kabaca 1000 kişide 2 oranında görülmektedir. Alt sindirim sistemi kanamaları içinde halkın en çok korktuğu neden ise kolon kanserleridir. Özellikle batılı ülkelerde sık karşılaşılan kolon kanseri oldukça büyük bir öneme sahiptir. Toplumda görülme sıklığı 10000 de 5 dolayındadır. Erkekte ve kadında eşit oranda görülen kolon kanseri bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakımından 3. sırada yer alır.

Alt Sindirim Sistemi Kanama Nedenleri

  • En sık neden hemoroidlerdir.
  • Divertikülozis koli: Ağrısızdır.
  • Kolon kanserleri
  • Angiodisplazi ( Yaşlı kişilerde özellikle sağ kalın barsakta görülür. Bu hastalarda sıklıkla hipertansiyon ve kalpte aortta hastalık vardır. )
  • Diğer nedenler: İnflamatuar barsak hastalıkları, polip dediğimiz iyi huylu küçük tümörler ve ,Meckel divertikülü dediğimiz ince barsağın son kısmında görülen bir ceptir.

Bu nedenler içinde en önemlisi başta da bahsettiğim gibi kolon kanseridir. Bugün size ağırlıklı olarak bu hastalıktan bahsetmek istiyorum.

Kolon kanserinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir fakat oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler vardır. Kalıtsal etkenler bu konuda büyük öneme sahiptir. Ailesinde kolon kanseri olan kişilerde kansere yakalanma ihtimali normalden daha yüksektir. Ayrıca daha önceden meme ve yumurtalık kanserini geçirmiş kişilerde ve ailelerinde kolon kanseri sıklığı daha fazladır. Bazı kalıtım yoluyla geçen hastalıklar kolon kanserine neden olabilmektedir. Bunların dışında ülseratif kolit ve crohn hastalığı da kolon kanseri ihtimalini arttırır.

Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle batı tipi fast food dediğimiz beslenme kolon kanseri ihtimalini arttırır. Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu iddia edilmektedir.

Ayrıca bazı kimyasal maddeler de kolon kanseri nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanserinin daha sık oranlarda görülmesi bu iddiayı güçlendirmektedir.

Kolon Kanserinin Belirtileri

En önemli belirtisi hematokezya adını verdiğimiz makattan taze, parlak kırmızı şeklinde kanlı dışkılamadır.

Kolon kanserinin başlangıç evresinde karında dolgunluk hissi, hafif ağrı, iştah kaybı, ishal ortaya çıkar. Ayrıca kabızlık olabilir. Kullanılan ilaçlara rağmen kabızlık devam edebilir. Bu evrede barsak henüz daralmamıştır ve belirtiler kolon kanseri tanısı koymak için yeterli değildir. Fakat hastada bu tip şikayetlerin olması hastanın mutlaka incelenmesini gerektirir. Kolonoskopi, rektosigmoidoskopi gibi isimler verdiğimiz görüntüleme yöntemleri kalın barsaktaki kanama nedeni olabilecek tüm hastalıkları ortaya koyar. Böylece herhangi bir kanser varsa erken tanı konmuş olur ve hastaların ameliyatı ve yaşamı için çok önemli bir zaman kazanılmış olur.

Başlangıç evresinde tespit edilmeyen kolon kanseri ilerler ve kalın barsak daralmaya başlar. Daralma ortaya çıkarsa barsaktan dışkı geçişi zorlaşır, hasta kabızlık veya ince dışkılama şikâyeti ile gelir. Hastada önce kabızlık daha sonra ağrı atakları başlar. Sıklıkla ülkemizde erken evrede doktora başvurulmadığından hastaları daha çok kabızlık ve kalın barsakta daralma sonuçları ile görmekteyiz. Kolon kanseri erken tanı konulmaz ve ilerlerse belirtiler ağırlaşır. Yorgunluk, kilo ve iştah kaybı, kansızlık ortaya çıkar ve. barsak tamamen kapanabilir, Çok ilerlemiş evrelerde görülen bu durumlar acil tedavi gerektirir. Hastanın bu ileri evreleri tedaviyi oldukça zorlaştırır.

Hastalığın Tanısı:

Hastalığın tanısı günümüzde oldukça kolaydır. Kolonoskopi ile hastanın bütün kalın barsağı görüntülenir. Bu sırada, polip varsa alınır ve incelenir. Risk altındaki kişiler ve polip alınan kişiler kolonoskopi ile takip edilir. Doktorun gerekli gördüğü sıklıkta bu işlem tekrarlanır. Kolonoskopi ile tüm kalın barsak görüntülenirken, rektosigmoidoskopi ve anaskopi dediğimiz yöntemle yalnız kalın barsağın makata yakın en fazla 20 cm lik bölümü incelenebilmektedir. Bu yöntemler kalın barsak kanserlerinin % 75’ i bu bölümde görüldüğü için geçerliliğini korumaktadır.

Ayrıca gaitada gizli kan araştırılır. Bu yöntem ile dışkıda saptanması zor olan az miktardaki kanamalar saptanır. Bunların dışında gerekirse barsaktan parça alınır ve incelenir.

Kolon Kanseri Tedavisi

Kalın barsak kanserlerinde öncelikli tedavi cerrahidir. Cerrahi tedavide hastalıklı kalın barsak bölümü güvenli sınırlardan kesilerek onu besleyen kan damarları, eşlik eden ve yayılma riski taşıyan lenf bezleri, çevre yağ dokusu ile beraber çıkarılır. Artık günümüzde total mezo eksizyonu denilen cerrahi tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem sayesinde eski cerrahiye göre kanserin tekrarlama oranı %30 azalır. İşte bu oran nedeniyle kalın barsak kanserlerinde mutlaka total mezo eksizyonu tekniği kullanılmalıdır. Cerrahi tedaviye ek kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de kullanılır. Erken tanı konulan kanserlerde tedavi oranı % 80 dir. Daha geç evrelerde bu oran % 60 ın altına inmektedir. Ameliyatların % 5 inde kalın barsak kalıcı olarak karın duvarına bağlanmaktadır. Bu ameliyatları uygun vakalarda, kapalı yöntem dediğimiz Laparoskopik yöntemle de yapabilmektedir. Nitekim bizler İzmir’ de kolon kanseri tedavisinde laparoskopik teknik dediğimiz bu kapalı yöntemi rahatlıkla uygulayabiliyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi bu hastalıklarda da kapalı yöntem açık cerrahinin yerini alıyor, ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı gibi nedenler bizi İzmir’ de bu yöntemi yerleştirmeye yöneltti. Ameliyat sonrası kanserin yayılım durumuna göre kemoterapi tedavisi kullanılmaktadır. Amaç geride kalmış olan veya kalma riski olan kanser hücrelerinin yok edilmesidir. Kemoterapinin yan etkileri çoğunlukla geçicidir. Radyoterapi ise ameliyat öncesi veya sonrası kullanılabilinir. Kalın barsağın son 10 cm içinde yer alan kanserlerde tekrar oranını azaltmak için ameliyat öncesi radyoterapi yapılması önerilir. Gerekirse ameliyat sonrası da radyoterapi verilebilir. Bu konuda karar cerrah ile beraber onkoloji uzmanının da bulunduğu bir konsey tarafından alınmalıdır. Multidisipliner adı verilen bu yaklaşım kanser tedavilerinde başarı şansını yükseltmektedir.

Ameliyat sonrası hastalar 5 yıl süre ile takip edilir. Takip ilk iki yıl daha kısa aralıklarla yapılır. Ancak 5 yıldan sonra takip hastalığa yakalanmamış kişiler gibi devam etmelidir.

Kolon Kanserinden Korunma

Fazla lifli gıdalarla beslenme kolon kanserine karşı koruyucudur. Yapılan deneylerle bu durum ispatlanmıştır. İnsanlarda bol miktarda lifli besinlerin tercih edilmesi kolon kanseri görülme sıklığını azaltmaktadır. Çünkü bu maddeler, kanserojen maddelerin yoğunluğunu azaltmaktadır. Yağlı besinlerle kolon kanseri arasında doğrudan ilişki vardır. Yağ oranı az besinlerin tüketilmesi gerekir. Kırmızı et ve yağlı besinler kolon kanseri ihtimalini arttırmaktadır. Bu nedenle bu besinlerin az miktarlarda tüketilmesinde fayda vardır.

Kolon kanserinden korunmanın en önemli yolu ise düzenli kontroller yaptırmaktır. Yapılan muayene ve kolon görüntüleme yöntemleri hastalığı önlemek veya erken tanı koymak için gereklidir. Özellikle ailesinde kolon kanseri olanların ve risk altındaki kişilerin düzenli olarak kontrollerini yaptırması biz doktorlara hastayı bu hastalıktan kurtaracak, ömür boyu bu hastalıkla ilgisini kesecek olan zaman dilimini sağlayacaktır.

Bunların dışında egzersiz yapmak, yeşil çay tüketmek bağırsak düzenini sağladığından dolayı koruyucudur. Yeşil çayda bulunan bir maddenin kanser gelişimini önlemede etkili olduğu belirtilmektedir.

Sevgili dostlar,

Makattan gelişen kanamalarınızda gastroenteroloji veya cerrahi konusunda uzmanlaşmış hekimlerin kontrolünden geçmek sizi korkutmasın. Artık günümüzde kolonoskopi denilen tetkik hastalara hafif bir anestezi verilerek uygulanmakta ve hasta hiçbir ağrı hissetmemektedir. Bu kadar kolay bir tetkikin bir hayat sunduğu günde bize sunulan bu olanağı yalnız korku nedeniyle kullanmamak kendimize ve yakınlarımıza karşı kötülüktür.

Sağlıklı günlerde görüşmek dileklerimle,

Dr. Berkhan Savaşçın